Gebelik bizi farklı bir dünyaya savurmuştu ve belki de bu nedenle o konuda başka bir çatışma yaşanmamıştı aramızda. Kuralın dışına çıktığım o ilk ve tek seferde bile günlerce mutsuz olmuştun. Bazı şeyler başa kakılınca diye dolaşıp duruyordun evin içinde ve ” ilişkide artık iki değil üç kişi olunur: sen,ben ve ilişkimizi kemirmeye başlayan tahtakurdu. Tahtakurtları malzemenin içinde rahat rahat çalışırlar”, diyordun. “Yıllarca tüneller kazarlar ve bir kaç küçük rahatsızlığın dışında hiçbir şeyin farkına bile varmazsın.Derken günün birinde masaya bir fincan koyarsın ve ahşap çöküverir; katı sandığın yüzey ansızın yumuşacık bir talaş yığınına dönüşür.”

Karşılaşmalarda böyle olur, hayatın bir noktasında iki insan birbirini görür, birbirine yakınlık duyar, birbiri için yaratıldığını hisseder ve bu duygu nedeniyle de ilişki kurar. Başlangıçta ilişkide beton sağlamlığı var, diye düşünülür ama zamanla, bizi birleştirenin bir lastik esnekliğinde olduğu anlaşılır.  Benden önce bir “sen” vardı ve senden önce bir “ben”  ve bu “sen” ile bu “ben” farklı yollardan yürümüşlerdi ve bir noktada, yürünmüş olan bu yollar dayanılmaz özlemlerini hissettirmeye başlarlardı.

Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk.

 

 

Peri masalı tadında Susanna Tamaro’nun son kitabı “Sonsuza Kadar”, Matteo ve Nora, gerçek aşkın bahşettiği her şeye sahip, tutku dolu ve mutlu bir çiftin hikayesi ama peri masalları her zaman mutlu bir şekilde bitmiyor. Anlatımıyla , düşündürdükleriyle damağınızda çok güzel bir tat bırakacak eminim. Şu sıralar elimden düşüremiyorum.

Susanna Tamaro… Peri masalı gibi

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir