Bir haftadır uzaklardaydık ailecek. Burdan da duyurduğumuz gibi yeni aramıza katılan kuzenimizi karşılamaya gittik İzmir’e. Giderken uçak yolculuğunu tercih ettik 9 saat otobüste birbirimizi yemektense 50 dakika yemek daha kısa göründü gözüme.

Açıkcası Maya ne yapar durur mu?  diye ben için için kendimi yerken kedi bir mutluydu bir mutlu görmeliydiniz keyfini. Giderken tek zorluğumuz, koltuk aralarının dar olmasından kedinin ayakları önde oturan yolcunun sırtını deldi geçti 🙂 Giderken Pegasus gelirken AnadoluJet’i seçtik. AnadoluJet’i  tercih etmenizi öneririm. KOltuk araları rahat ,servisleri süperdi. Pegasus sağolsun 50 dakikalık yolculukta bile her şeyi parayla satıyorlardı.   Ne gıcık bir durum. 🙂 Sabancı Sabancı olmamış boşuna 🙂 Kedim çok hoşlandı uçmaktan, bulutları seyretmekten çok ama çok keyifliydi cadı.

Ayrıca Anadolujet 14 Şubat nedeniyle güzel bir kart eşliğinde çikolata ikramında da bulundu, küçük jestler kedinin midesini çoşturdu o ayrı mevzu. İstanbul’a dönüş kedinin erken uyanmasından biraz huzursuz geçti, mızmızlandı , herkese laf attı durdu ama 50 dakikacık ne ki , çabucak geçiyor. 🙂 Günün bombası uçaktan inerken arkamızda ve önümüzde yolculuk yapan yolculara attığı laflardı. “Sen nerde oturuyorsun?” sorusuna kedinin cevabı “Cennette” demesi herkesi yıktı geçti. Öyle demesinin sebebi , ben hep ona ” sen bize cennetten geldin aşkım” diye sevmem sanırım. O da bunu nerde oturduğunu düşündürüyor sanırsam. 🙂

Nasıl özlemişim bebek kokusunu, ÖzdenNaz’ı görünce birden hatırladım. Minnacık ellerini tutmak, o mini mini dudakları büzmesi yok mu? ye onu ye.

Tabi bu arada bizim kocaaaa kedi kıskandı yeni gelen minimini kediyi 🙂 Doğduğu güne kadar her şey mükemmeldi onun için, herkes her şey onun etrafında dönüyordu ama nedense ona göre ÖzdenNaz’ın doğmasıyla durdu!

Herkesin ilgisi ona göre azalınca bir depresyondaydık ki sormayın, kıskançlık hat safhada, sinir krizleri deseniz ah tavandaydı. Son iki gün gercektende çok zordu fakat kedi bile engelleyemedi minimini kediyi sevmeme. İkinci çocuğu isteyen biri olarak da  birazcık daha erteleme kararı almış bulunmaktayım. Kedi için özellikle, çok zor olur bizim için zorrrrrr..

Hoş geldin dünyamıza ÖzdenNaz..

Benim kedi iki gün sıkıntı yaratınca, ilk gün Kordon’a doğru yürüdük o içimizi ısıtan güneşin arkadaşlığında. Kedileri sevdik, minik kedimle. İzmir’in semt pazarına gittik tatilimizin son günü, o renk cümbüşünü, o sebzelerin dansını görmenizi ne çok isterdim. İzmir’in köylerinden toplanmış taze taze meyvalar,sebzeler.

Bi kıskandım ki sormayın. İstanbul her şeyin çok zor, yaşamak, yaşamaya çalışmak çok yıkıcı bunu bir kere daha gördüm. Pazarı dolaşırken limon’un kilosunun 50 kuruş olduğunu duyunca da ayrı bir şok yaşadım. Bir de ben soruyorum “tanesi mi?” diye. Zavallı pazarcı kim bilir nasıl gülmüştür içinden kıs kıs. Nerden bilsin bizim koca koca, susuz, kokusuz limonları kaça aldığımızı?

Her neyse, geldik mi geldik İstanbul’a; bir güzel karşıladı ki bizi sormayın.

Elimizde bavullar, kapımızın önünde anahtar aramalar ve sonrasında kaybolduğunu anlayıp gecenin bir vakti çilingirci aramayı yazmadım buraya sizde okumadınız :). Yaşanan sinir harplerini falan.

Bir tatil macerasıda böyle sonlandı, şimdi yeni yeni planlar gündemde, ara verilen kahve molası galiba benim için bitmek üzere.  Kediyle, sevgiliyle yeni bir düzene geçme çabalarındayız. Kedi okula, anne-baba işe.. Memnun olurmuyum?

Yaşamadan bilemeyiz, umarım sancılı dönemi çabuk atlatırız. Sevdiklerimizin  yardımlarıyla, iyi ki varsın canım ailem.

P.S: İzmir’de uçuş için beklerken bir cafe’de, duvarda gördüğü mekanın dekorunda ki uçak kapısının yanına giden kedi şunu söyler. ” Baba uçağın kapısı açıldı hadi binelim!”  Babadan cevap ” Daha vakit var gel tostunu bitir sen ” Ne diyeyim artık şaşırmıyorum sevgili-kedi ilişkisine…

Neler neler yaptık neler?

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir