Bu sabah Erkan Topuz'u seyretme şansı buldum kedinin çizgi film seansının hemen bitiminde. Dinledikçe not aldım , not aldıkça korktum. İnsanoğlu çağdaşlaşma adına kendini nasıl da hasta ettiğine bir kere daha anlamış oldum.Çağdaşlaşalım derken, teknolojiyi kullanarak hayatı kolaylaştırma adına Kanser'İ yaratmışız. Erkan hocayı dinledikçe şehirden kaçmak, bildiğiniz köy hayatına dönmek istedim ki onunda tavsiyesi nerdeyse buydu. Kullandığımız tencerelerin, içtiğimiz suların ve en çok da içimi acıtan şu süt olayı. Biz çocuklarımıza içirmek için savaş verdiğimiz sütün bile masum olmadığını söyleyince kalakaldım. 

Nasıl besleyeceğiz biz bu çocukları. İstanbul'da nerden yaratacağız köy hayatını? 5 m2'lik terasıma , bir inek, bir çift tavuk ve sebze için biraz da toprak mı almalıyım. Sırf çocuklar değil biz yetişkinler de nasıl alacağız besinleri. Artık yediğim herşeye GDO'su oynanmış mıdır? diyerek sorgulamaya başladım. Zaten paranoyak bir millettik ; genç anneler olarak çıtayı sanırsam bir adım daha yükselttik.

Belki de benim kuşağım son şanslı kuşak bir nebze organik olarak beslenme fırsatı yakalayan. Hatırlıyorum dedem arka bahçemizde domates, patlıcan, patates yetiştirir, tavuklarımızdan taze taze  yumurta toplardık sabahın erken saatinde. Ağaçlardan dut, kiraz, incir, nar, ceviz toplardık. Ceviz dedim de yazmadan geçemeyeceğim. Geçen gün hep gittiğim akatarıma uğradım ve kabuklu ceviz almak istediğimi söylediğimde bana yurtdışından getirilen cevizleri gösterdi .Ben de şok içinde" neden yurtdışı benim ülkemin cevizlerine ne oldu " diye sorduğumda aldığım cevap " hem çok ucuz hem de yurtiçinden gelen cevizlerin çok küçük olduğunu " söyledi.  Almadım tabiki sadece kendime kızdım arka bahçemde küçüklüğüme şahit olan ceviz ağacıma tamah etmeyip para ile elin gavurunun cevizine para vermeye kalktığım için.

Ne yaman çelişki bu, ucuz olsun diye yurtdışından hormonlanmış yiyecekleri halka sunup , organik olanları yurtdışına satmaya çalışmamız. Nerde kaldı benim sağlıklı yaşama hakkım . Tarım bakanlığının süt için yapmış olduğu hareketin aynısını her konuda  başlatmasını diliyorum. 

Erkan Topuz'un dediği gibi, tavuk, ineklerin hormonlu besinlerle beslenmesine devam edildikçe, her doğacak bebekte kanser olma yüzdesi daha da artacak. Toroslarda beslenen ineğin sütü, horozla beraber yaşayan tavuğun yumurtası ile beslenmeye çalışmak lazım dedi. O dedi ben şaşırdım , o konuştu ben dondum.

Bu duruma gelmesine izin verenleri  düşündükçe içimden iyi niyetlerimi ilettim beyin gücümle…

 

Biz aynen devam ekmeğimizi, yoğurdumuzu evde yapmaya, patatesimizi kendimiz yetiştirmeye ,  polyanna edasıyla 🙂

[youtube_sc url=wwTQVKpzils width=360]

 

 

Ne çelişki ?

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir