İş hayatından annelik üniversitesine transfer olduktan sonra bambaşka bir renk olarak girdi fotoğraf. Kuzenim Buket’in digital makinasını ve çektikleri resimleri gördükten sonra yeni bir pencere açıldı hayatıma .

Biraz araştırdıktan sonra sevgili ile Nikon D60 edindik ve serüven bu şekilde başladı. Fotoğraf çekmek önceleri kedinin her anını karelemek adına oldu fakat sonra madem böyle bir digital makina edindik bir iki tane de farklı lens edinelim dedik.  Sonra anladık ki bu dipsiz bir serüven; istemenin ve sahip olmanın sonu yok.

Güzel kareler yakalama adına yaşadığımız İstanbul’un gizli saklı kalmış hatta hep gözümüzün önünde olan mekanlarını keşfetmeye, vizörden nasıl görünebileceğini keşfetmeye başladık. Digital makinamızdan oldukça memnunuz daha iyisi yokmu elbette var şimdilik bize yeterli geliyor.

Fakat şu sıralar bende başka bir makinaya aşk başladı. Dedemin 1960’larda İsviçre’den getirdiği Zenith marka manuel fotoğraf makinası. Doğum günlerimi resimleyen , çocukluğuma dair her güzel anıyı kareleyen bu makinayı yeniden keşfetmeye çalışmak hemde bilinçli olarak benim için nasıl büyük bir zevk anlatamam size. Sadece bir kaç değeri doğru olarak girdiğinizde elde ettiğiniz sonuç inanılmaz mükemmel!

En son Kırklareli Kıyıköy’e arkadaşlarımızla fotoğraf çekmek adına keşife gittiğimizde ilk kez kullanma fırsatı buldum. Her resim çektiğimde önceleri olmayan digital ekranından yakaladığım kareleri görme dürtüsü ile uzun süre bocalasamda, resimler nasıl çıkacak? Duygusu ile güne devam etmek müthişti. Sonuç olarak digital makinada olduğu gibi her şeyin resmini çekip sonradan silerim duygusu bunda yok, çekeceğin resim dişe dokunur olmalı basılmadan evvel görme imkanın yok çünkü. Ve bu nedenden dolayı çok değerli kareler yakalandı. Filtrelenmeden , photoshop uygulanmadan, sonsuz pikselli resimler çıktı. Digital makinada olduğu gibi sadece bilgisayar ortamında da değil resimler kağıda basılmış hazır elimizde. Bu sebepten manuel makinaya ayrı bir hayranlığim var şu aralar.

Birde vazgeçilmezim Iphone’um. Steve Jobs sen büyük bir dahisin. Bir çok digital makinanın çekebileceği kaliteli resimleri nerdeyse! Bu minnak telefonda da yapabiliyorsunuz birde yetmiyor İnstagram gibi filtre programında bir güzel boyayıp oynayıp , photoshop’a gerek duymadan allayıp pullayıp resimleri hoppp! İnternete hemen yükleyebiliyor, dosta düşmana gösterebiliyorsunuz. Koca digital makinaları her zaman yanınızda taşıyamayacağınıza göre, ee birde karşınıza hay allah! Makimam yanımda olsaydı keşke diyebileceğiniz anlarda İphone büyük kurtarıcı benim için. Hiç kağıda dökme şansı bulmadım ne kadar kaliteli olur bilemem ama herkesin yeri ayrı kardeşim. Şu an manuel makinayla çok büyük aşk yaşıyor ve bundan dolayıda büyük bir memnuniyet içerisindeyim. Şu sıralar sevgili ile fotoğraf çekmek için turlar planlıyoruz, ilk Karaköy füniküler’den başlayıp, Balat’a doğru ilerleyip sonrasında Sıla’nın dediği gibi kafa nereye makinalarla oraya melodisi eşliğinde devam etmeyi planlıyoruz.En çok da bizi mutlu eden sizin kafada fotoğraf çekmeyi seven arkadaş çiftiniz varsa o zaman çıkan karelere sizde inanamıyorsunuz.

Digital, Manuel, Telefon… Hangisi?

Yazı dolaşımı


Digital, Manuel, Telefon… Hangisi?” için bir yorum

  1. Ben hepsinin yeri ayrı diyorum. Ama hepsi inanılmaz keyif verici. Bizikileri de alıp daha ne fotoğraflar çekicez tatlım kıyıköyle kalmaz sezon açılışııydı ancak ;)))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir