Daha üçüncü yaş gününü kutlamaya bir ay kala tanıma fırsatım oldu Yaren’i; bir hastane odasında.  Yaşının vermiş olduğu enerji patlamasıyla arkadaşı Emirkan’ı kovalarken düşüp kolunu kırmış çok kötü bir şekilde. Daha 2011’in ilk gününün gecesinde anneannem hastalanınca yakınımızdaki Okmeydanı SSK’nun aciline götürdük gecenin bir  yarısında. Uzun zamandır çektiği karın ağrısı artık dayanılmaz olunca nefesi acilde aldık. Tedavi odasına aldıklarında yan yataktan bıcır bıcır konuşan şirin bir kız çocuğunun sesi duyuluyordu. Allah’ım nasıl gelene gidene boncuk dağıtıyordu zilli  kolunda kocaman bir alçıyla. Acısından bir yandan ağlıyor bir yandan da herkese laf yetiştiriyordu. Uykudan gözleri ufalmış, acıyan kolundan  bir türlü uyuyamıyordu Yaren. Anneannem   tedavinin etkisiyle uyuya kalınca ben hemen minik arkadaşımın yanına gittim; anne ve babasıyla tanıştım. Bir babanın hayatında ilk defa aciz kalmanın acısını yaşarken gördüm. Anne çok sakin, ağlayan yavrusunu sakinleştirmeye çalışırken babanın diğer yandan hiç bir şey yapamamanın çaresizliğini sonuna kadar yaşadığını gördüm. İlerleyen saatlerde Yaren’in kolunun çok kötü kırıldığını, doktorun acilen alçıya aldığını ama bununda yararının olmadığını acilen ameliyata alınması gerektiğini söyledi. Ama acı gerçek ameliyatı yapacak doktor yoktu ve ne zaman biteceği belli olmayan bir bekleme sürecine girdiklerini söyledi. Kimse bilgi vermiyordu ki bunu ben kendi hastamda da yaşadım. Kesinlikle doktorlara soru soramıyordunuz, hemşirelere desturla yaklaşmak zorundaydınız. Sanki “Neden hasta oldunuz?” der gibi davranıyorlardı.

Nefret etmiştim orada olmaktan, hasta olmayan bile olabilecek duruma gelebilirdi.  Gelen kimseyle kesinlikle diyalog yok , gözlerine bakmak yok, sadece ve sadece o anı kurtarıp ağrısı olanı sakinleştirmek ve göndermekti. Hep gazetelerde okuyoruzya insanlar ölüyor yanlış tedaviden; emin olun doğru. Sadece bir iki test yapıp karın ağrısı için bir hap verip gönderiliyorsunuz eve. Kokuşmuş bu sistemden nefret ediyorum ve en kötüsü de bu sistemin  başına gelenlerde hiç bir iyileştirme yapmıyorlar.

Özel sağlık sigortasının önemini tekrar anladım bu gece, insanlar yeni aldıkları arabalara deli gibi primler ödeyerek her şeye karşı sigorta ettirirlerken, Allah tarafından bize bahşedilen mükemmel makinemiz vücudumuz içinse bunu hiç düşünmüyoruz. Bizim ailece özel sağlık sigortalarımız var ve bunun yararını Maya doğunca daha iyi anladım. Sonuçta çocuk her an patlayabilecek bir bomba gibi. Her şey olabilirdi ki biz bunu   geçen sene üç kez yaşadık ve hastanede yatmak zorunda kaldık ve insan gibi muamele görmek için özel hastaneleri tercih ettik. Beş kuruş ödemeden. Senede ödediğiniz sigorta primi inanın nerdeyse yıllık içtiğiniz sigara parasına denk geliyor.

Yaren’in babası kızını alıp insana insan gibi davranan herhangi bir hastaneye götürmek istedi fakat gitmeden evvel hastaneleri arayıp ameliyat olması gerekirse ne kadar ödemesi gerekir diye sorduğunda aldığı cevapları duyunca maalesef çaresizce kızını hiç bir şeye kıpırdatamadı.  Kendisiyle sohbet ederken sağlık sigortası için kendisinden devlete kesilen primleri neden gereği şekilde geri devlet ona hizmet olarak vermediğini sorguladığını gördüm. Ona görede ve diğerlerine görede düzen buydu. Baş eğmek gerekiyordu yani beklemek zorundaydı kızı içeride ağlarken kolunun acısından; o dışarda bir şey yapamamanın ezikliğini yaşıyordu.

Anneannem’e ne mi oldu? Üç serumdan sonra eve gönderdiler, yaşlı olduğundan ameliyat  olamazmış . Hayatından vazgeçtiler yani. Biz mi ne yaptık? Parasıyla insana insan değeri veren ÖZEL bir hastaneye yarın için randevu aldık; bizim için değerli olan hayatından vazgeçmeyerek.

Bir babanın çaresizliği

Yazı dolaşımı


Bir babanın çaresizliği” için bir yorum

  1. canım benim bu sorunları yıllardır yaşıyoruz ve senin sayende sağlık sigortası yaptırdık ve rahat bir şekilde uyuyoruz.biliyorsun canımız çok yandı geçmişte.ama yaptıracak parası olmayanlarda var.türkiyenin politikası ‘paran yoksa öl’ malesef: (

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir