Çok sevdiğim aylar var benim; Eylül, Mayıs…. Baharı yaşarsın kanın ya kaynar ya da yavaşlamaya başlar. Yağmur, toprak kokusu, dışarı çıkarken yaşanan o hafif üşüme hissi ve güneşin tatlı ısıtması.

Küçüklüğümden beri sevmediğim aylar da var; Haziran, Ağustos. Sebebini hiç bilmem neden onlara karşı o kadar sevgisizim hiç bir zaman anlayamadım. Fakat 2004 senesinden sonra Ağustos gerçekten senden nefret ettim.

Ağustos benim için sadece 11’inden ibaret sadece bir güncük. Diğer günler kayıtlı değil benim takvimimde.Belki yaradan Ağustos’ta bir şeyi kutlama sebebi vermek için kızımın doğum gününü bahşetti bana. Hayatıma renk katan, enerjisi ile beni çoşturan, unuttuklarımı hatırlatan, cennetten gelen dünyalara değişmeyecek sevgisi ile minik kedim. İyi ki doğdun iyi ki geldin dünyama.

Sonrasında gönlümde yanan kandilin ateşi alevlenir. Koskoca yangın yeri olur yakar, yıkar, 15’in de . Ailemle beraber içimizde 8 seneden beri yanan o tek kandil birden alevlenir. Acıtır, hatırlatır aniden kaybettiklerimizi. Ağlarsın, isyan edersin ama sonra bakarsın ki gidenlerden gelen yok. Oturur tevekkülle kabullenmeyi öğrenirsin. Canım babam ve minik Berk’imin çok saçma bir yolda çok saçma bir kaza sonucu kaybedeli tam 8 sene oldu. Bu sene o yollardan geçerken karayollarının çift şeritli olarak yolları yeniden düzenlemesi de bizim için ayrı bir acı.

Temmuz’un 31’in den sonra aylardan Ağustos ve günlerden 11’i sadece benim için var.

Bir an önce çekip gitmen dileğimle Ağustos. Kalbinde senelerdir yanan tek bir kandili nasıl da yangın yerine çevireceksin dört kişinin biliyor musun?

Aylardan Ağustos…

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir