Güneş artık iyice ben burdayım! demeye başladı şu günlerde. Mutluluk hormonları dolaşmaya başladı her hücremizde.

 Her sabah uyandığımda güneş salonumun perdelerinin arasından beni içeri davet etsene! dercesine parıldıyorsa, hemen açarım camı içimi o enfes havayla doldurur güneşi yüzümde hissetmeyi çok ama çok severim ta ki “Anneeeeee! ” ünlemini duyana kadar. 🙂

Her mevsim çok güzel, İstanbul’a en çok güneşi, yeşili, erguvanı yakıştırıyorum. Denizin mavisini hani o laciye çalan  halini, yosun kokusunu.. 

Bir kaç zamandır   canımı sıkan bir konu var dile getirmek istedim belki benim gibi düşünen bir kaç kişiyi bulabilirim burdan diye. Onaylanma duygumu belki tatmin ederim belli mi olur ?

Kediyle geçen hafta sonu Yıldız parkına gittik sabahın erken saatinde. Sessiz sakin belki herkes gelmeden şöyle bir dolaşırız sanmıştım. Gördüğüm manzara ne kadar büyük bir hayal kurduğumu hatırlattı :). Arabayı park etmeyi bırak içeri dahi girilecek yer yoktu. Herkes almış piknik sepetini, topunu, kilimini, gazetesini serilmişler sabahın erken saatinde. O an aklımda geçen tek kelime “Yazık” oldu. Her köşeye alışveriş merkezi yapmaktan, tüketime yönlendirmekten acaba büyüklerimiz bizim YEŞİL  alan ihtiyacımızı görmemezlikten mi geliyorlar. Yetmiyor artık var olan yerler. Yeşil alanlar istiyorum, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu gibi bana mutluluk verecek alanlar istiyorum. Her mahallede oyun parkları istiyorum. Evimin camından baktığımda bordo renkli binalar yerine daha çok ağaç görmek istiyorum. Çocuğuma bunu yaşatmak istiyorum. Bunun için ne yapmalıyım pılımı pırtımı toplamalı mıyım? Bodruma, Akdeniz’e mi kaçmalıyım?       

Kediyle terasımda patates, soğan, domates yetiştirebilme hazzını aynı zamanda sadece yürüme mesafesinde ki yeşil alanlarla da yaşamak istiyorum. Avm’lere karşı değilim ama İstanbul için artık abartıldığını düşünmeye başladım.Aynı mağazaların bulunduğu nerdeyse her köşe başında ki tüketime yönelik, hafta sonu yürümenin imkan olmadığı büyük büyük binaları artık istemiyorum. Yapılanlar yeter de artar bile düşünüyorum.

Sokaklarda büyüdü benim jenerasyonum, annemin ” Hadi yeter artık!” demesine kadar bahçelerde, sokaklarda koşuşturduk. Yakar top, saklambaç oynardık. İncir ağacının yapraklarına çamuru sarar, dolma yapar arkadaşlarımızla evcilik oynardık. Şimdi öylemi bütün anneler çalışmak zorunda, çocuklar yuvalarda ya da benim gibi çalışmayanlarda evlere kapalı büyütmeye çalışıyoruz çocuklarımızı.

Kedi hafta içi terasımızda ve anneannemin bahçesinde beni de büyüten salıncağında zaman geçiriyor iyi ki var o minnacık bahçe.Otobüs ile çocuk parkına gitmeyi çok saçma buluyorum fakat kedi ısrar edince elbette gidiyoruz .

Yapraklarından dolma yaptığım incir ağacının altında oturunca kurtuluyorum bu anarşist duygularımdan. Nefes aldığımı hissediyorum.

AVM GÖRMEK İSTEMİYORUM…

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir