Ne kadar büyük bir şehirde yaşıyorsanız o kadar çok apartman dairelerine tıkılıyoruz demek. İşte bu sebeple çocuk gelişiminde en önemli etkenlerden bir tanesinden mahrum kalıyoruz. Ben kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Çocukluğum 70 dönüm arazi içerisinde kurulmuş bir çiftlikte geçti. İlkokul bitimine kadar 9 sene burada yaşadım. Ev içerisinde hava koşulları müsade etmediği zamanlar haricinde çok oynadığımı hatırlamıyorum. Şehir merkezine olan uzaklığımız da herşeyimin çok çabuk olacağı anlamına da gelmiyordu. İstediğim arzuladığım bir oyuncak varsa buna günler hatta bazen bir iki hafta içerisinde sahip olabiliyordum. Ama çiftlik yaşantısının en güzel yanı her zaman yeşilliğin içerisinde diğer komşu çocukları ile oyunlar oynayabilmem ve bu oyunları belirli oyuncaklara bağımlı kalmaksızın kendimizin üretebildiğidir. Şu an30 yaşını geçmiş biri olarak hayatımın ilk yıllarının geçtiği o 9 yıllık çiftlik yaşantısının bana yaratıcılığım konusunda oldukça katkısının bulunduğunu düşünüyorum.

Şu an 8. ayına girmiş bir kızım var ve onun gelişiminde benim çocukluğumun geçtiği gibi ne bir yeşillik ne koşup oynayabileceği bir alan var malesef. Apartman dairesinde büyümeye mahkum bir çocuk. Aslında pek de o kadar mahkum diyerek ağır bir eleştri yapmak yerine bunu değiştirebilecek olan iki kişinin var olduğu aşikar. Annesi ve ben. Nilay (Maya’nın annesi) tam anlamıyla taktir edilecek bir insan. Çocuğunun gelişimi için kendi iş yaşantısını bir kenara bırakıp tüm gününü onunla birlikte geçirmeye başladı. Tüm bakımını üstlendi ve benden çok daha fazla zaman harcıyor. Çalışma hayatından dolayı sadece akşamları 3 4 saat ve hafta sonları kızımla birlikte olabiliyorum. İşte bu sebepten ister istemez bazı gözlemlemeler yapıyorsunuz. İşte bunlardan en önemlisi 8 aylık bir kızın akşam babasının eve geldiğini anlaması ve çığlıkları atıp yaygara koparıp dünyanın en tatlı çocuğu haline bürünmesi. Neden peki annesine bu kadar şirinlik yapmıyorda babasına yapıyor.

Tüm gün beraber olduğunuz bir insandan farklı bir yüz görüyor akşamları. Anne ile geçen her günün aynı olmaya başlaması ister istemez. Elimizde olan birşey değil ama bu her evde böyle. Baba akşam evine geldiğinde yeni bir yüz ve yeni bir ilgi olarak karşılanıyor ve tüm gün yapılan benzer oyunlardan farklı oyunlarla iletişim sağlanıyor.

Bu sebepten dolayı hem kızımızın gelişimi için hem de anne kızın her gününün aynı olmaması için birşeyler yapılması gerekli. Havanın güzel olduğu günler bir iki saatlik yürüyüş bile her ikisine de çok rahatlatıcı ve güzel geliyor. Nitekim sonuçta yine evdesiniz. İşte bu noktadan sonra yapılacaklar tamamen annenin ve babanın hayal gücüne bağlı.

Diyoruz ya çocukların hayal gücü ne kadar gelişmiş ise o kadar zeki olurlar diye. Aslında çocuğunuzun hayal gücü sizin hayal gücünüz ile biraz orantılı diye düşünüyorum. Siz ne kadar farklı düşünür yenilikleri ortaya çıkarabilirseniz çocuğunuzun da hayal gücü ve zekası aynı oranda artar.

Geçenlerde internette dolanırken bir kitap ile karşılaştık ve siparişini verdik. Daha az önce elime geçti ve ilk yaptığım önsözünü okumak oldu. Kitap çok çeşitli çocuğun gelişimini ve yaratıcılığını geliştiren oyunlar içeriyor. Bu yazımızın başlığıda aslında bu kitabın adı. Tek şansızlığımızın kitabın okul öncesi çocuklar ile birlikte yani 2 – 3 yaşından sonra oynanabilecek oyunlar içermesi. Ama yine de olsun diyorum. Çünkü kitaptaki örnekler bize çok daha güzel fikirler verecek gibi.

Kitabın arka kapağında yazan yazıyı aynen aktarıyorum. Düşündüklerimle aynı ve yapmamız gerekenlerin bir tanımı aslında.

“Okul öncesi dönemde oyun ve arkadaş ihtiyacı karşılanmayan, beton evlerde, dört duvar arasında yetişen çocuklar, okula uyum sağlamakta zorlanırlar. Annesinin dizi dibinden ayrılmak istemeyen, okul korkusu yaşayan, aileye bağımlı çocuklar, oyuna ve arkadaşa alışık olmayan, ‘biz’ bilincine ulaşamamış çocuklardır.

Mesleğiniz ne kadar zor, ev işleriniz ne kadar çok olursa olsun, çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Ayıracağınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Ayırdığınız zaman kısa süreli de olsa, eğer birlikte geçirdiğiniz dakikalar, ikiniz için de zevkli geçmiş, duygu ve sevgi alışverişinde bulunabilmiş, kendinizi mutlu hissetmişseniz, ayırdığınız zaman kalşiteli geçmiş demektir.

Bu kitapta yer alan oyunlar ve aktiviteler, çocuğunuza ayırdığınız zamanın kaliteli geçmesi için size yardımcı olacaktır.”

Yukarıda da söylenildiği gibi birlikte uzun zaman harcamak değil amaç, bu zamanı kaliteli ve yararlı hale getirebilmek önemli olan. Örneğin; her çocuk saklambaç oynamayı sever. Ama saklambaç bizim yaşadığımız çocukluk evresinde 10 kişi ile oynandığında güzel olurdu. Şimdi ise bir apartman dairesinin içerisinde anne, baba ve çocuğun saklambaç oynayabilmesinin imkanı ne derecedir tartışılır. İşte bu kitapta benim daha önce tahmin edemeyeceğim aklıma gelmeyecek bir oyundan bahsedilmiş. Çocuğunuzun en sevdiği oyuncakları evde farklı yerlere saklamak ve eline kağıda çizilmiş bir harita vererek oyuncakların yerinin gösterilmesi, sonucunda çocuğun bu oyuncaklarını bulup bulup size getirmesi. Bir nevi saklambaç oyunu yani.

Bu kitapta daha bir çok okul öncesi ev içerisinde oynanabilecek oyunlar mevcut. Bunlar anne babalarında zihnini açıp yaratıcılığını geliştirecektir eminim.

Annem ve Babamla Oynuyorum Öğreniyorum

Yazı dolaşımı


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir